- Gösterim: 10
Cilt çatlakları (Striae distensae); etiyolojisi ve gelişim süreci hala tartışmalı olan, çok faktörlü bir estetik problemdir. Çatlaklar; gebelik, ergenlik dönemindeki hızlı büyüme, vücut geliştirme ve obezite gibi fizyolojik durumların yanı sıra Cushing sendromu, Marfan sendromu gibi genetik bozukluklar veya lokal/sistemik kortikosteroid kullanımı neticesinde gelişebilmektedir. Oluşumunda genetik yatkınlık, aile öyküsü, mekanik stres ve hormonal faktörler temel rol oynar.
Cilt çatlakları başlangıçta kırmızıdan mora çalan renklerde, hafif ödemli ve ciltten kabarık bir formda ortaya çıkar (Striae rubra). Zamanla bu yapılar, cilt seviyesinde veya ciltten çökük, atrofik çizgilere dönüşür (Striae alba). Bu dönüşüm aylar veya yıllar içinde gerçekleşir. Son aşamada hipopigmente, ince kırışıklıklara veya çizgisel skarlara benzeyen "striae albae" kalıcı bir form alır ve yaşla birlikte deri elastikiyetinin azalmasıyla daha belirgin hale gelir.
Günümüzde çatlak görünümünü iyileştirmek için topikal tretinoin, mikrodermabrazyon, mezoterapi, mikroiğneleme, radyofrekans, karboksiterapi, yoğun atımlı ışık (IPL), ablatif ve ablatif olmayan lazerler ile fraksiyonel sistemler dahil olmak üzere birçok yöntem uygulanmaktadır. Ancak, evrensel olarak kabul görmüş, tamamen etkili tek bir tedavi yöntemi henüz belirlenmemiştir. Lazer sistemleri popüler bir alternatif olarak öne çıksa da, klinik çalışmalar çelişkili sonuçlar verebilmekte; post-inflamatuar hiperpigmentasyon (PIH) ve kalıcı eritem gibi yan etkiler bildirilmektedir. Ayrıca, lazer parametreleri ve protokollerinde henüz tam bir standart oluşmamıştır.
Striae Rubra aşamasında vasküler yapılar baskın olduğu için Pulsed Dye Lazer (PDL) veya Nd:YAG lazerler inflamasyonu ve kırmızılığı azaltmada daha etkilidir.
Striae Alba aşamasında ise doku kaybı ve atrofi ön planda olduğu için fraksiyonel CO2 lazer, kolajen sentezini tetikleyerek çöküklüğü gidermede en iyi seçenektir.
Fraksiyonel karbondioksit (CO2) lazer, dermal kolajen üretimini güçlü bir şekilde uyardığı için günümüzde cilt yenileme, gençleştirme ve özellikle atrofik skarlar ile yanık izlerinin tedavisinde kanıtlanmış etkinliğiyle tercih edilmektedir. Fraksiyonel CO2 lazer, çatlak bölgesinde kontrollü mikroskobik termal hasar (MTZ) yaratarak, parçalanmış elastik liflerin ve düzensiz kolajenin yerine yeni, sağlıklı Tip III ve ardından Tip I kolajen sentezini başlatır. Çatlakların tedavisinde lazerin "derinlik" (penetrasyon) ayarı, çatlağın bulunduğu bölgedeki (karın, uyluk vb.) deri kalınlığına göre hassas şekilde ayarlanmalıdır.
Tek başına lazerin başarısı sınırlı kalabildiğinden, fraksiyonel CO2 lazerin hemen ardından PRP (Trombositten Zengin Plazma) veya ascorbic acid (C vitamini) topikal uygulamaları, açılan mikro kanallar aracılığıyla (LADD yöntemi) dermise iletilmelidir. Bu kombinasyon, özellikle geç dönem beyaz çatlaklarda doku dolgunluğunu artırır.
Çatlaklar genellikle geniş vücut alanlarındadır. Bu bölgelerde melanosit yoğunluğu yüze göre farklılık gösterir. PİH riskini azaltmak için düşük yoğunluklu (low density) ancak yüksek enerjili atışlar tercih edilmeli ve işlem sonrası mutlaka bariyer onarıcı kremler ile güneşten koruma (özellikle yaz aylarında) sağlanmalıdır.
Çatlaklar deri altındaki liflerin kopmasıyla oluştuğu için, lazerin yüzeyel yenileme etkisini, dokunun derinliklerine ulaşan Fraksiyonel Radyofrekans (Mikroiğneleme) ile desteklemek, cildin alt katmanlarındaki sıkılaşmayı ve "lifting" etkisini maksimize edecektir.

