- Gösterim: 14
Keloidler, orijinal yara sınırlarını aşarak ekzofitik (dışa doğru) büyüme gösteren patolojik skar dokularıdır. Bu skarların; yara iyileşmesi sürecinde kolajen gibi ekstraselüler matris bileşenlerinin aşırı birikmesi veya yetersiz yıkımı sonucu geliştiği, bu durumun da cildin hem estetik hem de histopatolojik yapısında bozulmalara yol açtığı kabul edilmektedir. Sürekli büyüme potansiyeli, düşük elastikiyet ve sert doku ile karakterize olan bu oluşumlara sıklıkla kaşıntı ve ağrı eşlik eder. Keloidler, zamanla gerileme eğilimi göstermeyen, "tümör benzeri" davranış sergileyen ve tedavi sonrası nüks (tekrarlama) oranı oldukça yüksek olan yapılardır.
Klinik analizler; keloidlerin yaygın olarak 10-30 yaş grubunda görüldüğünü, cinsiyetler arasında anlamlı bir fark olmadığını ancak koyu tenli bireylerde ve ailesel yatkınlığı olanlarda daha sık geliştiğini ortaya koymuştur. Mevcut tedavi yelpazesi; intralezyonel ilaç enjeksiyonları (kortikosteroidler ve 5-fluorourasil), lazer sistemleri, cerrahi eksizyon, radyoterapi, topikal silikon örtüler ve kompresyon tedavilerini kapsasa da, standart bir protokolün eksikliği süreci karmaşıklaştırmaktadır.
Lazer tedavileri, son yıllarda keloid yönetiminde en dinamik alanı oluşturmaktadır. Günümüzde non-ablatif (Pulsed Dye Laser - PDL, Nd:YAG) ve ablatif ($CO_2$, Er:YAG) lazerler skar revizyonunda yaygın olarak kullanılmaktadır. Ablatif fraksiyonel $CO_2$ lazerler, oluşturdukları Mikrotermal Zonlar (MTZ) aracılığıyla fibroblast aktivitesini ve kolajen yeniden yapılanmasını (remodelling) tetikleyerek patolojik kolajen dağılımını normalize eder. Ayrıca bu kanallar, keloid dokusunun sert bariyerini aşarak topikal ilaçların dermise geçişini dramatik şekilde artıran bir "Lazer Destekli İlaç Salınımı" (LAD) mekanizması oluşturur. Bu sayede, geleneksel olarak enjeksiyonla (iğne ile) yapılan uygulamalar, lazer sonrası topikal emilim ile daha homojen ve konforlu bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir.
Klinik veriler, $CO_2$ lazer monoterapisinin etkili olduğunu gösterse de; Triamsinolon Asetonid (TAC), 5-Fluorourasil (5-FU), Verapamil Hidroklorür veya radyoterapi ile yapılan kombinasyon protokollerinin tedavi başarısını ve hasta memnuniyetini anlamlı ölçüde artırdığını kanıtlamıştır.

