Anjiyoödem, dudaklar, gözler, ağız boşluğu, solunum ve sindirim sisteminde(deri ve mukoza dokularında) sık tekrarlayan öngörülemeyen ödem atakları şeklinde ortaya çıkar. 

Anjiyödem klinik bulgulkarı ve şikayetleri nedeni ile acil servislerde nispeten sık görülen bir durumdur. Solunum yolunda laringeal ödem, tanı geç konulursa potansiyel olarak ölümcül sonuçlara yol açan hava yolu tıkanıklığına neden olur. Ürtiker (kurdeşen) kliniğine eşlik edebileceği gibi, alerjik semptomların bir spektrumunun parçası olabilir. Bazen alerjik olmayan bir etiyolojiye sahiptir.  Başlangıçta anjiyoörotik ödem olarak tanımlanmış, 2007 yılından sonra anjiyoödem olarak adlandırılmıştır.

Anjiyoödem alerjik ve alerjik olmayan olmak üzere iki ana kategoriye ayrılabilir.

  • Alerjik olmayan kategori;
    • Ailesel, kalıtsal: C1-inhibitörünü kodlayan gendeki mutasyonlardan kaynaklanır ve otozomal dominant geçişlidir.  C1-esteraz inhibitör eksikliği mevcuttur.
      • Tip I 
      • Tip II
    • İlaç kaynaklı: Anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri (ACEI), anjiyotensin-2 antagonistleri, steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar (NSAID'ler), seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI'lar), oral kontraseptif haplar (OKH'ler), proton pompa inhibitörleri (PPI'ler) ve aşılar, ilaç kaynaklı anjiyoödemin yaygın nedenleridir. 
    • İdiyopatik anjiyoödem olarak alt sınıflara ayrılabilir. 
  • Alerjik olmayan kategori yada edinilmiş anjiyoödem lenfoproliferatif bozukluklar, otoimmün hastalıklar, neoplastik durumlar ve enfeksiyonlar gibi ciddi ve/veya kronik hastalıklardan kaynaklanabilir.

Her türlü ameliyat, viral enfeksiyon, sıcak ve soğuğa maruz kalma, gebelik, küçük travmalar (örneğin, diş tedavisi, dil piercingi), zihinsel stres ve bazı yiyeceklerin tüketimiyle tetiklenebilir.

Ülkemizde bir çalışma bulunmamakla birlikte Amerika Birleşik Devletleri'nde anjiyonörotik ödemin yaşam boyu görülme sıklığı yaklaşık %25 olarak tanımlanmıştır ve yılda bir milyondan fazla acil servislere başvuran anjiyonörotik ödemli hasta bulunmaktadır.  İtalya'da tüm acil servis ziyaretlerinin %0,37'sinin anjiyoödem olarak teşhis edildiği yayınlanmış, Kanada'da 1000 acil servis ziyaretinden 1'inin anjiyoödemle ilişkili olduğu belirtilmiştir.  Birleşik Krallık'ta yapılan bir anket, anjiyonörotik ödemi olan hastaların %30'unun acil servisi ziyaret ettiğini ortaya koymaktadır. 

Anjiyonörotik ödem vakalarının çoğunluğunda(yaklaşık %90), Tip 1 aşırı duyarlılık reaksiyonu (histaminik aracılı mast hücreleri ve bazofil aktivasyonu) yoluyla dakikalar içinde anjiyoödem oluşturan alerjik bir reaksiyon gelişmekte. Buna karşılık, bradikinin inhibisyonu yoluyla oluşan alerjik olmayan anjiyoödem aylarca görülmeyebilir. Bradikinin güçlü bir vazodilatör medyatördür ve aşırı bradikinin üretimi, mukoza ve submukozal şişmeye yol açar. Bu klinik tabloda ataklar sırasında plazma bradikinin seviyeleri normalden yedi kat daha yükselmiştir. Bradikinin aracılı anjiyoödemde, antihistamin ilaçlardan tedavide yanıt alınamaz.

Ailesel anjiyoödem ise ya C1 inhibitörü (C1-INH) eksikliğinden (tip 1) ya da C1-INH disfonksiyonundan (tip 2 ) veya bunların bir kombinasyonundan kaynaklanır. Tip 2 hastalarında normal C1INH seviyeleri görülür. Akut faz reaktanı olan C1-INH, plazma proteolitik sistemlerinin (kompleman sistemi, pıhtılaşma sistemi ve fibrinolitik sistem) düzenlenmesinde önemli olan serin proteaz inhibitörlerinin "serpin" süper ailesinin bir üyesidir. C1-INH, klasik ve lektin kompleman yollarının yanı sıra intrinsik pıhtılaşma (kontakt sistemi), fibrinolitik ve kinin üreten yolların adımlarını inhibe eder.

Bu farklı yollar içinde C1-INH, çeşitli plazma proteazlarını inhibe eder: C1r ve C1s, mannoz bağlayıcı lektinle ilişkili serin proteazlar (MASP1 ve MASP2), pıhtılaşma faktörü 12 (Hageman faktörü), pıhtılaşma faktörü 11, plazma kallikrein ve plazmin. 

C1-INH eksikliği, kallikrein-kinin aktive eder ve bu da sonuçta bradikinin aşırı üretimine yol açar. Bradikinin vazodilasyona neden olur ve vasküler geçirgenliği artırır. Ayrıca vasküler olmayan düz kasların kasılmasına yol açar. Anjiyoödem patofizyolojisinin ana aracısı olarak görev yapar. Bu nedenle, anjiyoödem adı verilen şişmeye yol açan bir protein kaskadının aktivasyonunu engeller. Son literatürde, bazı ailelerdeki hastalığı açıklamak için diğer proteinlere ait genlerde az sayıda ancak giderek artan sayıda şüpheli patojenik varyant tanımlanmıştır, ancak diğer ailelerdeki patogenez belirsizliğini korumaktadır.

Anjiyonörotik ödemin değerlendirilmesinde aile öyküsü ve ilaç öyküsü gibi ayrıntılı hasta öyküsünün alınması önemlidir.  Ataklar sırasında hastalarda deri ve mukozada; yüz, gözler, dudaklar, ağız, boğaz, kol ve bacaklar ile genital organlarda şişlik görülür. Ayrıca karın bölgesinde ödemi olan bazı hastalarda ayrıca bağırsak duvarı submukozal ödemi ve bağırsak tıkanıklığı nedeniyle kolik karın ağrısı, kusma ve karın şişkinliği de görülebilir. Ağzın açılması istendiğinde dil veya küçük dildeki şişlik doğrudan görülebilir. Bununla birlikte, ses tellerini değerlendirmek için laringoskopi yapılması önerilir. Ses kısıklığı, stridor, disfoni, nefes almada zorluk ve hırıltı ile başvuran hastalarda hava yolu sorunlarından şüphelenilmelidir. Hava yolu değerlendirmesinde ilk adım, hava yolu açıklığının değerlendirilmesidir. 

Anjiyoödem klinik olarak teşhis edilir. Ataklar alerjik bir reaksiyondan kaynaklanıyorsa, atak sırasında mast hücre triptaz seviyeleri yükselebilir ve iyileşme evresiyle karşılaştırılabilir. Kalıtsal anjiyoödemde atak sırasında kompleman seviyeleri C4 azalabilir. Bu azalma C1 esteraz inhibitörü eksikliğini gösterir.

Anjiyoödem atağı, ilk atakjtan sonra herhangi bir zamanda ve tekrarlayan ataklar olarak ortaya çıkabilir. 

Tedavi

Alerjik anjiyoödemin tedavisine mümkün olan en kısa sürede başlanmalıdır. Anafilaksi olarak kabul edilerek başlanacak erken tedavi hayat kurtarıcıdır ve "altın üçlü" olarak kabul edilen antihistaminikler, kortikosteroidler ve epinefrin (Adrenalin) tıbbi gözetim altında başlanmalıdır. 

Kalıtsal anjiyoödem bradikinin aracılıdır ve hastalarının bazılarında solunum sıkıntısı yaşanmaktadır. Genellikle histaminerjik anjiyoödemin yararlı ilaç tedavileri olan antihistaminlere, kortikosteroidlere ve epinefrine dirençlidirler. Kalıtsal anjiyoödem ataklarında C1 İnhibitör konsantreleri, ecallantide (kallikrein inhibitörü) veya icatibant (bradikinin reseptör antagonisti) ile tedavi edilmelidir. 

İkatibant, etkili, evde uygulanabilen, ihtiyaç duyulduğunda kullanılan hazır enjektörler ile yapılabilen bir tedavidir.  Yüksek riskli hastalarda herhangi bir yüksek riskli işlemden önce kısa süreli profilaksi verilmesi şarttır. Özellikle hastaların cerrahi ameliyatlarında dikkatli olunmalıdır, özellişkle anestezistler. Bu durumlarda  C1 esteraz inhibitörü, birinci basamak uzun süreli profilaksidir ve androjenler ikinci basamak profilaksi olarak kullanılır. Bu gurupta hastalar invaziv tıbbi işlemler (örneğin, kapsamlı diş tedavisi) gibi belirli tetikleyicilerle ataklara özellikle yatkındır. Bu olaylardan önce, plazmadan elde edilen C1 inhibitör konsantresi, zayıflatılmış androjenlerle kısa süreli yüksek doz tedavi veya FFP ile kısa süreli profilaksi önerilir. 

Akut ataklar ikatibant ve C1 inhibitör konsantresi (plazmadan elde edilen) ile tedavi edilebilir ve profilaksi kemoterapi ve splenektomi ile birlikte veya ayrı olarak rituximab ile yapılır.  

Gebelikte önerilen tedavi plazma kaynaklı nano filtreli C1 inhibitörüdür; ancak akut ataklarda bradikinin reseptör antagonisti (ikatibant) kullanılabilir çünkü anne ve fetüs üzerinde olumsuz etkileri yoktur ve güvenlidir. 

Plazma kaynaklı C1 esteraz inhibitörü, 12 yaşın altındaki pediatrik hastalarda güvenli ve etkilidir. Pediatrik popülasyonda dozlar 500 ünite (10-25 kg ağırlığındaki hastalar), 1000 ünite ve 25 kg'dan fazla ağırlığa sahip hastalarda 1500 üniteyi içerir.

İkatibant, pediatrik grupta iyi tolere edilen bir ilaçtır ve anjiyotensin-2 reseptör blokerine bağlı anjiyoödemin tedavisinde rol oynayabilir. 

Rekombinant doku plazminojen aktivatörü infüzyonu ile tedavi edilen yaşamı tehdit eden orolingual anjiyoödemli hastalarda, ikatibant tedavisi kullanıldıktan sonra hızlı bir yanıt görülmektedir. 

Anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörlerinin dipeptidil peptidaz-4 inhibitörleri ile eş zamanlı kullanımı yakından izlenmelidir, çünkü dipeptidil peptidaz-4 de anjiyotensin dönüştürücü enzim gibi bradikininin bozunma yolunda önemli bir enzimdir. 

Prostaglandin aktivasyonu üzerinde etkili olduğu düşünülen traneksamik asit, kalıtsal anjiyoödemin profilaksisinde de kullanılmış ve atak sıklığında bir miktar azalmaya yol açmıştır. Ayrıca akut dönemde de kullanılmıştır. Bununla birlikte, çalışmalar semptomların düzelmesinin genellikle 24 ila 72 saat sürdüğünü göstermiştir. 

Hastalar, anjiyoödemi tetikleyen nedenlerden kaçınmaları konusunda bilgilendirilmelidir. Tetikleyici ilaçlar tespit edilirse kesilmeli ve ilaç kaynaklı hastalarında başka bir ilaçla değiştirilmeye çalışılmalıdır. Alerjik kökenli şiddetli ataklar geçiren anjiyoödem hastaları, adrenalin kelmelerinin kullanımını konusunda eğitilmelidir.


Adres: Çakmak Erdem Hastahanesi, Alemdağ Cad. Sezer Sok. No: 3-5 Ümraniye - İstanbul
GSM: 0850 222 0 494
Bu sitedeki bilgiler doktor ya da eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sitedeki bilgi, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirme amaçlı olup, tanı ve tedaviye yönlendirme amaçlı değildir.

© 2026 Hakan Buzoğlu.
ByFlash Web Agency