Ciltteki karmaşık travmalar ve yanıklar, bazen "hipertrofik skarlaşma" olarak bilinen ve deriden kabarık klinik görünümlerle karakterize edilen anormal bir iyileşme sürecine neden olur. Hipertrofik skarlaşma; yanık veya ciddi cilt travmaları sonrası gelişen yaygın, komplike ve uzun süreli bir sekaldir. Genetik yatkınlık, sistemik faktörler, enfeksiyonlar, kronik inflamasyon veya aynı bölgenin tekrarlayan travmalara maruz kalması bu riski artırmaktadır.

Bir diğer patolojik yara iyileşmesi olan keloid, sıklıkla hipertrofik skar ile karıştırılmaktadır. Hipertrofik skarda oluşan aşırı fibröz doku, orijinal yara sınırları içinde kalma eğilimindedir. Buna karşılık keloid, oluşan fazla bağ dokusunun orijinal lezyon veya kesi sınırlarının ötesine taşarak çevre dokuya invaziv bir şekilde yayılması ile karakterizedir. Hatalı uygulanan dermatolojik teknikler (kimyasal peeling, dermabrazyon, lazer), cerrahi müdahaleler ve hatta estetik operasyonlar sonrası bu tip anomaliler gelişebilmektedir. Hipertrofik skarlar; ağrılı, kaşıntılı, eritemli ve deriden kabarık görünümleriyle estetik kaygıların yanı sıra eklem mobilitesini etkileyerek fonksiyonel kısıtlılıklara da yol açabilir. Hipertrofik skarlardaki karakteristik kırmızı görünüm, yoğun bir anjiyogenez (damar oluşumu) belirtisidir. Bu aşamada Pulsed Dye Laser (PDL), damarları hedef alarak (fototermoliz) skarın beslenmesini bozar ve hem eritemi hem de kaşıntıyı hızla dindirir. Bu skarlarda kabarıklık seviyesi nadiren 4 mm'nin üzerine çıkar. Günümüzde; skarın cerrahi olarak yeniden yapılandırılması, lezyon içi (intralesional) steroid enjeksiyonları, radyoterapi ve basınç terapisi gibi yöntemlerin kombinasyonu ile olumlu sonuçlar alınmaktadır.

Gelişen lazer teknolojisi, hipertrofik yara izlerinin yönetiminde son derece etkili bir tedavi seçeneği haline gelmiştir. Özellikle yanık kaynaklı hipertrofik skarların tedavisinde lazerler; skarın kalınlığını, gerginliğini ve vaskülaritesini azaltarak hem estetik görünümü iyileştirmekte hem de skar kaynaklı fonksiyon kayıplarını gidermede yüz güldürücü sonuçlar vermektedir. Skarda "gerginliğin azalması" etkisi, fraksiyonel lazerlerin dokuda açtığı mikro-kanallar sayesinde olur. Bu kanallar, skarın içindeki sıkı ve kaotik kolajen demetlerini parçalayarak dokunun esnekliğini artırır. Yanık sonrası gelişen skarlarda bu, eklem hareketliliğinin yeniden geri kazanılması için kritiktir. Eskiden skarın "olgunlaşması" (1 yıl) beklenirdi. Ancak güncel literatür, lazer tedavisine skar henüz tam olgunlaşmadan (erken fazda) başlanmasının, doku yanıtını çok daha olumlu etkilediğini ve kalıcı deformiteleri önlediğini savunmaktadır. 

Skarların ve neden oldukları fonksiyonel yetersizliklerin tedavisinde; Pulsed Dye Laser (PDL), Nd:YAG lazer, Erbium ve CO2 lazerler ile yoğun ışık sistemlerinin (IPL) kullanıldığı görülmektedir. CO2 lazerler; cilt yenileme ve gençleştirme etkinlikleri ile kozmetik amaçlı kullanımlarının yanı sıra; prekanseröz lezyonların ve iyi huylu deri tümörlerinin çıkarılmasında; akne, travma veya cerrahi kaynaklı atrofik skarların tedavisinde yaygın olarak tercih edilmektedir. Yapılan klinik çalışmalar, CO2 lazerin hipertrofik skarlarda kullanımını da gündeme getirmiştir. CO2 lazerler diğer sistemlere göre daha fazla ısı üreterek dermisteki küçük kan damarlarının daha yüksek oranda pıhtılaşmasını sağlarken, aynı zamanda derin bir doku ablasyonu gerçekleştirebilmektedir.

Son yıllarda geleneksel yöntemlerin yerini alan fraksiyonel CO2 lazer, skar dokusunda mikro-ablazyon kanalları (holler) açarak düzensiz kolajen yapısını parçalar; bu sayede skar içindeki yüksek gerilimi serbest bırakır, doku yoğunluğunu azaltır ve kolajeni yaralanma öncesi doğal mimariye yakın bir ağ yapısında yeniden düzenler. Klinik çalışmalar; yanık veya cerrahi sonrası gelişen hipertrofik skarlarda, bu pikselleştirilmiş tedavi yönteminin çevredeki sağlıklı dokuyu koruyarak çok daha derin ve etkili bir yapılandırma sağladığını göstermektedir. Fraksiyonel teknik, geleneksel ablatif yöntemlere kıyasla daha kısa iyileşme süresi ve daha düşük yan etki riski sunar. Lazer ile skar geriliminin serbest bırakılması, hipertrofik skarların tedavisindeki en önemli biyomekanik etkidir. Skar içindeki vertikal (dikey) mikro-kanallar, dokunun yatay eksendeki çekme kuvvetini kırar. Bu durum, özellikle eklem üzerindeki yanık skarlarında hastanın hareket kabiliyetini işlemden hemen sonra bile artırabilir.

Uygulama öncesinde skar alanına 60 dakika boyunca oklüzyon altında topikal anestezik kremler uygulanır; sürenin sonunda bölge dezenfekte edilerek temizlenir. İşlemin doğası gereği ağrılı olması nedeniyle skar içine lokal anestezik enjeksiyonlar yapılır; çok geniş alanlarda ise sedasyon veya genel anestezi tercih edilebilir.

Hipertrofik skarlarda, skarın klinik özelliklerine göre derin (deep) ve yüzeysel (shallow) ablasyon modları kombine edilir:

  • Kalın Hipertrofik Skarlar (Derin Mod): 0.2 mm spot çapı, 120–130 mJ mikropulse enerjisi, 800–1500 msn darbe süresi ve 250 Hz hızında; skar yüzeyinde %3 yoğunlukta uygulanır. 120-130 mJ gibi yüksek enerji seviyeleri ve 0.2 mm gibi dar bir spot çapı, dokuda çok yüksek bir fluence (enerji yoğunluğu) oluşturur. Bu parametreler, lazerin 2-3 mm derinliğindeki hipertrofik skar tabanına kadar inmesini sağlar. Yoğunluğun %3 gibi düşük bir seviyede tutulması, derin kanallar arasında geniş sağlıklı doku köprüleri bırakarak dokunun nekroza gitmesini önler ve hızlı iyileşmeyi garanti eder.

  • Yüzeyel Skarlar (Deep/Medium Mod): Deriden fazla kabarıklık göstermeyen alanlarda 0.12 mm spot çapı, 15–22.5 mJ enerji ve 300–400 Hz hızında; %5–15 yoğunlukta uygulanır.

  • Homojenizasyon (Yüzeysel Mod): İşlemin hemen ardından 1.2 mm spot çapı, 100–125 mJ enerji ve 100–150 Hz hızında; %1–3 yoğunlukta homojen bir yüzeyel geçiş yapılır. 1.2 mm geniş spotlu uygulama, derin kanalların ağzını ve skar yüzeyindeki pürüzleri "zımparalayarak" doku mimarisini homojenize eder. Bu, skarın sadece yüksekliğini azaltmakla kalmaz, aynı zamanda ışık yansımasını değiştirerek skarın görsel olarak normal deriyle bütünleşmesini sağlar.

Lazer sonrası ilk 24 saat soğuk kompres ve su bazlı nemlendiriciler kullanılır; deri bariyeri geçici olarak bozulduğu için nemlendirici kullanımı 2-3 hafta boyunca hayati önem taşır. Uygulama alanının 4 hafta boyunca giysiler ve fiziksel güneş koruyucular (mineral bazlı) ile korunması şarttır. Tedavi sonrası eritem, kaşıntı, kabuklanma ve noktasal kanamalar normal karşılanmakta; tam epitelizasyon genellikle 14 gün içinde tamamlanmaktadır.

Klinik değerlendirmeler, fraksiyonel CO2 lazerin hipertrofik skarlar üzerindeki mekanostatik (mekanik gerilimi azaltan) ve biyokimyasal (kolajen tipini değiştiren) etkilerini doğrular niteliktedir. Skar yüksekliğindeki azalma ve renk düzelmesi, tedavinin hem ablatif hem de vasküler modülasyon başarısını göstermektedir.

  • Hacimsel Küçülme ve Yükseklik Kaybı: Lazerle oluşturulan dikey kanallar, skar içindeki sıkışmış kolajen demetlerinin fiziksel hacmini azaltır. Yara izi yüksekliğindeki "önemli azalma", bu kanalların iyileşme sürecinde büzülerek (shrinkage) skarı deri seviyesine çekmesinden kaynaklanır.

  • Renk Restorasyonu (Vasküler Regresyon): Skar dokusundaki kırmızı/mor renk, kontrolsüz damarlanmanın bir sonucudur. CO2 lazerin ısıl etkisi bu damarları koagüle ederek skarın beslenmesini yavaşlatır. Bu durum, eritemin solmasına ve zamanla ten rengine yakın bir görünüme (hipokromi/normokromi) geçişi sağlar.

  • Doku Tekstüründe Yumuşama: Skar dokusundaki sertlik (rigidite), yerini daha esnek bir dokuya bırakır. Bu, skar içindeki Tip I kolajen (sert, kaotik) oranının azalması ve yerini daha düzenli, elastik liflere bırakmasıyla gerçekleşen bir "re-modelling" sürecidir.

Elde edilen bu kısmi gerileme ve yükseklik azalması, genellikle 3-6 ay arasındaki matürasyon fazında en stabil halini alır. Hastanın skar bölgesindeki fonksiyonel hareketliliği (eklem rotasyonu vb.) bu aşamada tekrar değerlendirilmelidir; zira hacimsel küçülme her zaman fonksiyonel artışla paralel seyreder.


Adres: Çakmak Erdem Hastahanesi, Alemdağ Cad. Sezer Sok. No: 3-5 Ümraniye - İstanbul
GSM: 0850 222 0 494
Bu sitedeki bilgiler doktor ya da eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sitedeki bilgi, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirme amaçlı olup, tanı ve tedaviye yönlendirme amaçlı değildir.

© 2026 Hakan Buzoğlu.
ByFlash Web Agency