Yağ Enjeksiyonu Uygulaması

Uygulamalar sıklıkla lokal ve tümesent anestezi altında yapıldığı için hasta uygulama sonrasında evine çıkabilmektedir. Uygulama sonrası hastanın sadece parasetamol ve aneljezik kullanması istenmektedir. 5-7 gün aspirin ve NSAI kullanımına izin verilmez.

1 haftadan sonra haff masajlar önerilebilmektedir.

Hasta uygulama sonrası estetik cevabı 3-6 ay sonra alacaktır.


 

Donor alandan alınan yağ dokusunun enjekte edileceği alanın değerlendirlmesi son derece önemlidir. Yağ enjeksiyonu yapılacağı alanın dokusal değerlendirmesine bu alanda yapılacak yağ enjeksiyon miktarını ve transferde volumetrik kapasitesinin ölçülmesi ile başlanmalıdır. Greftleme yapılacak alanın kapasitesi dokunun greftleme sırasında göstereceği dokusal dirence ve greftleme yapılabilecek optimum volüm kapasitesine bağlıdır. Bunun için basit olarak kullanılabilecek teknik bu alanda "Pinch tekniğini" kullanmaktır. Pinch tekniği greftleme yapılacak doku alanının parmaklar arasında sıkılarak doku kalınlığı ve elastikiyet ve laksatisitesinin(greftlemeye karşı dokunun fiziksel direncini gösteren özellikler) değerlendirilmesidir. Ayrıca pinch tekniği transfer yapılacak dokuda deri kalınlığınıda göstermekte. Parmaklar arasına alınarak sıkıldığında bu dokunun kalınlığını göstermekte(deri ile doku katlandığın için ölçülen kalınlığın yarısı ). Greftler transfer ile yeni dokuya konulduğunda dokunun fibrovasküler iskelesi arasında yer alacak. Bu iskele dokunun ne kadar yağ dokusu alacağını sınırlamakta. Ancak bu volüm genişlemisi belirli bir hacminin üstüne çıkıldığında hücreler arası- interstisyel sıvı basıncındaki artışa bağlı dokunun uyumu hızla azalır. Bunda interstisyel sıvı artışının damarsal dolaşım üzerine olumsuz etkisine bağlıdır. Bu olumsuz etki yağ greftlerinin sağkalımını etkilemekte.

Deri altı yağ dokuda intertisyel sıvının bulunduğu, ödemin gerçekleştiği, intertisyel sıvının düzenlendiği ve hücreler için en fizyolojik ortamdır. Deri altında volüm enjeksiyon ile % 40 oranında arttırıldığında interstisyel sıvıda yaklaşık olarak 10 mmHg bir basınç artışına neden olmakta. Bu basınç artışı interstitial sıvı basıncında kabul edilebilir fizyolojik aralıktır. Bununla birlikte deri altına volüm enjeksiyonu ile % 60 oranında artış olduğunda intertsyel sıvıda 30 mmHg basınç artmakta bu kompartman sendromuna ve dokuda dolaşımın etkilemekte, nekroz riskini ortaya çıkarmakta. Alıcı bölgeye transfer edilen toplam yağ miktarı, o bölgenin doku fizyolojik kapasitesine-durumuna bağlıdır. Doku sıkı ve kompaktsa daha az yağ dokusu transfer edilebilir, dokular gevşek ise daha fazla yağ doku grefti yapılabilir. Transfer dokusunun damarsal perfromasnıda önemlidir. Damarsal beslenmenin çok yüksek olduğu yüzde deri altı uygulama tercih edilirken kalça gibi damarsal beslenmenin snırılı olduğu alanlarda deri altından daha çok kas içi uygulamlar tercih edilmelidir. 

Otolog yağ enjeksiyonlarında ne kadar yağ dokusunun alınacağının belirlenmesi gereklmektedir. Bunun için matematiksel ölçümler yapılmaksızın hedef dokuda ne kadar volüm artışı isteniyor ise o kadar yağ kullanılır mantığı doğru bir mantık değildir. Asıl temel ilke doku volüm artışının kapasitesine göre yağ dokusu alımı olmalıdır. 1 avuç yüzey alanı tekniğinde erişkin bir insanda el bileğinden parmak uçlarına kadar olan mesafe 20 cm, el ayasının genişliği 10 cm yani 1 el yüzey alanı 200 cm2 dir. Yani deri üzerine elimizi koyduğumuzda elimizin altında kalan alan 200 cm2 yi tanımlamakta.

Örneğin kalçada otolog yağ transferi ile volümetrik artış düşünülmekte. Sağ yada sol kalça bölgesinin bir tanesi hemen hemen 2 el ölçüsündedir(2 x 200 cm2 = 400 cm2). Kalçada otolog yağ trasferi ile 2 cm lik bir volüm artışı hedeflenmekte ise, bu alanın hacmi 400 x 2 den 800 ml olmakta. İdeal sağkalım için hedeflenen volümünün % 40 nın kullanılacağı düşünüldüğünde; 800 ün % 40 ı 320 ml yapmakta. Yani bu alanın otolog yağ transferi uygulanabilecek kapasitesi volüm olarak sağ + sol kalçada= 320 x 2 den 640 ml yapmakta. Daha fazla volüm uygulanması daha az sağkalım-nekroz ile sonuçlanmakta yani hedeflenen volüm artışına ulaşamamak anlamına gelmektedir.

A-cup göğüse sahip bir bayan düşünelim. Bu hastada bir el ölçüsünden her bir göğüs alanı 250 cm2. A cup göğüste deri ve deri altı doku kalınlğı 2 cm dir. Bu göğüsün volümü 500 ml çıkmakta. Eğer bu kadın genç ve doğum-gebelik geçirmedi ise yağ tarnsferi volümü % 20 olmalı yani her bir göğüs için 100 ml olmalı. Daha fazla yağ dokusu ie volüm verilmesi arzu edilse bile uygulancak bu fazla volümde yağ dokusu sağkalımı düşecektir.

Uygulama alanı steril edildikten sonra uygulama alanında volüm verilecek alanların yoğunluğuna göre, kanül giriş ve yönleri işaretlenmektedir.  

Otolog yağ dokusu greftleri dokuya 14 gauge tek hollü(1x2 mm hole çapı) kanüller ile mikrodamlalar şeklinde uygulanmalıdır. Bu kanüller düz yada uygulama yapılacak alandaki anatomik dokunun eğimine göre(yüz, kalça ve göğüste olduğu gibi) eğimli olabilir. Uygulama sırasında bu eğimin dokuda yukarı gelecek şekilde olması otolog yağ dokusunun istenilen hole enjeksiyonunu sağlamakta. Yağ dokusunun tarnsferi için bu kanüllerin ucu künt hatta spatula şeklinde olmalıdır. Bunların uzunluğu uygulama alanına göre 15-25 cm arasında değişmekte.

Donör alandan 10 cc enjektör ile alınarak hazırlanan yağ dokusu, enjekte edilecek 1-3 ml enjektörlere özel konnektörler ile aktarılmaktadır. Enjeksiyonda 1 mL şırınga ve 18-23 gauge keskin uçlu iğne ya da 1.6 mm çapında ve 10-13 cm uzunluğunda ucu künt kanüller kullanılmaktadır. Kanülün dokuda ileri hareketi sırasında enjeksiyon yapılmaz. Kanül dokuda ileri hareketinden sonra geri çekilirken (her 1 cm'de <0.1 ml dozlarda uygulama yapılmalıdır. Dokuda aynı derinlik ve alanda ikinci kez kanül ile geçme ve uygulama yapılmaz. Keskin iğneler ile yapılacak uygulamada, uygulama alanı iki parmak arasında sıkılarak yağ enjeksiyonunun hedef bölge dışına taşmasına izin verilmez. Uygulama tünel tekniği ile yapılmaktadır.

Transfer kanülü dokuda ileri sokularak geri çekildiğinde arkasında silindir şeklinde bir doku boşluğu bırakmaktadır. Bu sırada yağ enjeksiyonu yapıldığında yağ greftleri bu silindiri doldurmaktadır. Bu nedenle 1.6 mm çapında yağ doku greftleri mikrodamlalar şeklinde olsa da dokuya enjekte edildiğinde silindir halini almaktadır. 1.6 mm mikrogreftler temel alındığında bu silindirin yüzey alanı πr²'den 8 mm² hatta 10 mm² kadar olabilmektedir.

10 mm2 yüzey alanına sahip silindir şeklindeki hole 1 ml (1000 mm3 ) otolog yağ grefti 10 cm (100 mm) uzunluğundaki hole yereleştirilmelidir. Bu nedenle kanül her 1 cm geri çekildiğinde 0.1 ml enjekete edilmelidir. Uygulama alanında boşluk yada fazla greft uygulaması olmaması için kanül hareketsiz iken enjeksiyon yapılmaması son derece önemlidir. 1-3 ml şırınga ile lipoaspirasyon enjektörü yada torbası arasında 3 yollu bir konnektör kullanılarak steril, kapalı bir sistem ile ve daha hızlı uygulama yapılabilmekte(şırınga ve kanül değişimi olmadan, kanül dokudan çıkarılmadan…).Dominant el kanül-asipirasyon sistemini kontrol ederken nondominant el ile kanül-doku manipüle edilmekte. Enjeksiyon için aşağıdaki düzenek kullanılabilir. 

14 gauge kanül transfer dokusuna yerleştirildikten sonra musluk ara konnektör ile 1 ml ve 50 ml şırınga arasında açılır. Yağ dokusu süspansiyonu 1 ml şırıngaya alınarak musluk kanül ile 1 ml arasında açılır. Bu kapalı sistem ile sterilizasyonu sağlanırken, kontaminasyonu engellemekte ve uygulayıcıya zaman kazandırmakta. Yağ transferi sırasında uygulama alanındaki deri turgoru değerlendirilmelidir. Bunun için uygulama alanına enjeksiyona başlandıktan sonra yüzeyde deri turgor testi yapılır. Bunun için deri parmaklar arasında tutularak hafif gerilir. Bırakıldığında birkaç saniye sonra normale dönmesi beklenir. Bu hemen oluyorsa enjeksiyon yeterli demektir. Enjeksiyon sırasında doku basıncını ölçen özel enstrümanlar kullanılabilir. Doku basıncının maksimum 9 mm Hg olması istenmekte. Dokuda kapiller beslenme için intertisyel basınç 15-mmHg altında olmalı, fizyolojk basınç olan 6 mm Hg nın üzerinde olabilir.

Uygulama yapılacak alan steril edildikten sonra lokal anestezi yapılmaktadır. Uygulama alanı için kanüllerin gireceği holler açılmaktadır. Yağ enjeksiyonunda kanülün girişi için sıklıkla yüz bölgesinde şakak saç sınırı, ağız köşesi ve çene altı tercih edilmektedir. Bu noktalardan yüzün hedeflenen yerlerine yağ transferi yapılmaktadır.



  • Uygulama yapılacak alan lokal anestezi yapılmaktadır. Yağ enjeksiyonunda kanülün girişi için sıklıkla yüz bölgesinde şakak saç sınırı, ağız köşesi ve çene altı tercih edilmektedir. Bu noktalardan yüzün hedeflenen yerlerine yağ transferi yapılmaktadır.
  • 1.6 mm çapında ve 10-13 cm uzunluğunda ucu künt kanüller kullanılmaktadır. Yağ ejeksiyonu yukarda belirtilen giriş alanlarında fan tekniği ile yapılmaktadır. Enjeksiyon deri altı yağ dokusuna, SMAS nin altına, kasların altına uygulanmaktadır.
  • Uygulama sandviç şeklinde kat kat ve azar miktarlarda yapılmaktadır.
  • Keskin iğneler ile yapılacak uygulamada uygulama alanı iki parmak arasında sıkılarak yağ enjeksiyonun hedef bölge dışına taşmasına izin verilmez. Uygulama tünel tekniği ile yapılmaktadır.



Yağ ejeksiyonu yukarda belirtilen giriş alanlarında fan tekniği ile yapılmaktadır. Uygulama sandviç şeklinde kat kat ve azar miktarlarda yapılmaktadır. Enjeksiyon deri altı yağ dokusuna, SMAS'ın altına, kasların altına uygulanmaktadır. Uygulanan miktar aşırı doku düzeltmeden uzak olmalıdır. Örneğin, yüz uygulamalarında seansta toplam 14-16 ml tercih edilmektedir. Yeterli yağ dokusu transferi daha iyi doku kanüller ile yapılmaktadır. Kullanılması ile kalıcı yağ dokusu anlamına gelmelidir. Uygulama sonrasında alana hafif masaj yapılarak yağ dokusunun homojen dağılımı sağlanır. Sadece enjeksiyon noktaları üzeri 24 saat steril enjeksiyon bantları ile kapatılır. Kontrollerde tekrar uygulamanın yapılması en iyi tercih olmalıdır. Bunun için 2-4 ay sonra uygulamalar tekrarlanmaktadır.



 


Yağ enjeksiyonunda amaç transfer edilecek en yoğun ve safa yakın yağ dokusunun elde edilmesidir. Bu amaçla farklı teknikler kullanılmaktadır. Ancak ortak fikir birliği işlemin yağ dokusuna zarar vermeyecek şekilde yapılması, minimal doku yıkaması, alınan yağ dokusunun en kısa sürede yeniden transferi, düşük hızda santrifüj uygulanması yada santrifüj uygulamaksızın yer çekiminin kullanılması ve yağ dokusuna PRP eklenmesidir. 



  • Alınan yağ dokusunun santrifüjden geçirilmesi yağ dokusunun kolay ayrılmasını sağlamaktadır. Bunun için 2,000 rpm devirde 60 sn santrifüj yapılabilmektedir. Ancak bu işlem yağ hücrelerinin parçalanmasına neden olabilmektedir.
  • En çok önerilen enjektörlerin özel stantlarda 5-6 dakika bekletilmesi ve yer çekimi ile doğal yarışmasının sağlanmasıdır. Bu yöntemde en alt kısımda tümesent sıvısı kalmakta üzerinde daha yoğun yağ dokusu oluşmaktadır. Eğer donor alandan doğru yöntemler ile yağ dokusu alındığında enjektörde daha yoğun yağ dokusu kalmaktadır.
  • Steril koşullar korunacak şekilde 10 ml şırıngada kalan bu safa yakın yağ dokusu enjekte edilecek 1 ml lik şırıngalara aktarılmaktadır.
  • Daha sonra steril 3 yollu musluk ile yağ 1 ml lik şırıngalara alınmaktadır. 10 ml den 1 ml şırıngalara geçiş hafif basınçlar ile 4-6 kez tekrarlanarak yağ dokusundaki lobüller arasındaki yapışıklıklar açılır.



Yağın alınması sonrası şırıngalar normal yerçekimi etkisi altında özel konteynırlarda 10-30 dakika bekletilmektedir. Aspire edilen dokulara ait serum, tümesent sıvı, kan, yağ ve yağ dokusu farklı yoğunluklarda oldukları için yer çekimi etkisi ile bu süre içerisinde şırıngada ayrışmaktadır. Üstte kalan yağ-lipid bölümü atılmakta diğer doku karışımı yağ transferinde kullanılmaktadır.Yağ dokusu kalacak şekilde diğer bölümler enjektörden uzaklaştırılır. Enjektörde kalan yağ dokusu serum fizyolojik ya da Ringer laktat ile dikkatlice yıkanmaktadır. Sonrasında 1000-3600 rpm'de 1-2 dakika santrifüj uygulanmaktadır. Santrifüj sonrası daha saf ve konsantre yağ dokusu elde edilmektedir. Elde edilen saf yağ dokusu alınan yağ dokusunun ancak %30-50'si olmaktadır.  Yağ enjeksiyonun yapılacağı alan göre santrifüj standartları belirlenmektedir. Örneğin yağ transferi yüzde kullanılacak 1 dakika 2,000 rpm santrifüj uygulanmakta. Yüzde yağ kollajen transferi isteniyor ise 10 dakika 10.000 rpm santrifüj yapılmaktadır. Mikro yada nano yağ dokusu boyutları enjeksşiyonlarında 3 dakika 3,400 rpm santrifüj önerilirken göğüs, kalça gibi yüksek volüm yağ enjeksiyonlarında santrifüj önerilmemektedir.

Alınan yağ dokusunun santrifüjden geçirilmesi yağ dokusunun kolay ayrılmasını sağlamaktadır.  Ancak bu işlem yağ hücrelerinin parçalanmasına neden olabilmektedir. Alınan yağ dokusu normal serum fizyolojik ile yıkanabilir. Ancak ne kadar manipülasyon yapılır ise o adar fazla yağ hücrelerinde hasar oluşabileceği unutulmamalıdır. En çok önerilen enjektörlerin özel stantlarda 5-6 dakika bekletilmesi ve yer çekimi ile doğal yarışmasının sağlanmasıdır. Bu yöntemde en alt kısımda tümesent sıvısı kalmakta üzerinde daha yoğun yağ dokusu oluşmaktadır. Eğer donor alandan doğru yöntemler ile yağ dokusu alındığında enjektörde daha yoğun yağ dokusu kalmaktadır.

Steril koşullar korunacak şekilde 10 ml şırıngada kalan bu safa yakın yağ dokusu teril 3 yollu musluk ile enjekte edilecek 1 ml lik  şırıngalara aktarılmaktadır.

Donor alandan alınan yağ dokusunun hazırlık aşamasında ve yağın enjeksiyonunda farklı uygulamalarda görmekteyiz. Bunlar;

  • Donor alanda ilk önce ucu künt 14-gauge kanüller ve 10 cc enjektörler ile lipoaspirasyon yapılmakta. Alım sırasında aspire edilen dokuda fazla serum gözlendiğinde belli bir süre beklenmekte. Eğer fazla kan varlığı gözlenir lipoaspirasyon doku düzelemi değiştirilir. Eğer saf yağ dokusu aspire edildi ise uygulamaya devam edilir.
  • Transfer edilecek yağ dokusuna insülin eklenmesi; insülinin lipolizisi inhibe etmesi teorisinden yola çıkılarak geliştirilmiştir. Yapılan çalışmalarda insülin transfer edilen yağ dokusunun kalıcılığı konusunda herhangi bir etkinliğe sahip değildir. Bu nedenle günümüzde tercih edilmemektedir.
  • Yağ dokusunun alınması sırasında özel filtreler kullanılabilmektedir. Bu filtreler yağın alınması sırasında daha saf yağ dokusu elde edilmesini sağlamaktadır.

  • Yağ enjeksiyonunda özel enjektör tabancalarının kullanımı; bu özel geliştirilen enjektör tabancaları yağın daha kontrollü yapılmasını sağlamaktadır.
  • Birçok çalışmada donor alandan yağın alınması, hazırlanması ve enjeksiyonu sırasında serbest albümin kullanımının adipositlerin korunmasında etkili olduğu gösterilmektedir. Yağın alınması, hazırlanması ve enjeksiyonunda hücreler hasarlanmakta ve yağ asitleri ortaya çıkmaktadır. Bunlar adipositleri hasarlandırabilmektedir. Ortama albümin konulduğunda bu yağ asitleri ile bir kompleks oluşturmakta, bu da adipositlerin hasarını azaltmaktadır. Bu amaçla tümesent sıvısına her 1000 ml'ye 12.5 g insan albümini ve alınan yağ dokusunun yıkanmasında kullanılan 1000 ml'lik sıvıya 18.5 g albümin kullanılması gerektiğini ifade etmektedir. Ya da en son yağ transferi öncesi her 60 ml saf yağ dokusuna 8.3 mL insan albümin konulması gerektiği önerilmektedir.
  • Son yıllarda otolog yağ grefteri hücre destekli yağ transferi; cell-assisted lipotransfer (CAL) olarak uygulanmaktadır. Burada amaç yağ dokusunu hücrelerden zenginleştirerek transfer sonrası yağ dokusunun kalıcılığını arttırmaktır. Yağ dokusu içerisinde adipositler dışında yağ dokusundan kaynaklanan kök hücrelerin varlığını biliyoruz. Bunlara adipose progenitor cells yada adipose derived stem cells (ASCs) denilmektedir. ASCs yağ dokusu desteğini sağlayan damarsal yapıdan kaynaklanan hücre guruplarından birisidir. Damar ve destek dokudan kaynaklanan hücre gurubuna stromal vascular fraction; SVF denilmektedir. SVF içerisinde sadece adipositler yok bunun dışında kan hücreleri olan eritrositler, lökositler, ASC ler ve adipos dokuda damarsal yapılardan kaynaklanan endoltel hücreler bulunmaktadır. Bunların SVF içerisinde oranları; 37% lokositler, 35% ASCs ve 15% damarsal endotel hücreler ve diğerleri gibi.

 

Fibroblastlara benzeyen ASC'ler kök hücre özellikleri ile yağ hücreleri olan adipositlere, kemik hücrelerine, kıkırdak hücrelerine, kas hücrelerine, kalp kas hücrelerine hatta sinir hücrelerine farklılaşabilmektedir. ASC'ler diğer mezenkimal kök hücrelerinden farklı olarak (kemik iliği kaynaklı mezenkimal kök hücrelerden ve dermal fibroblastlardan) daha yüksek oranlarda kök hücre ilişkili işaretleyici CD34 taşımaktadır.

Yağ dokusunda ASC'ler daha çok yağ dokusu içerisindeki damarsal yapılar çevresinde yer almaktadır. Liposuction sırasında bunlar, suction ile alınan doku süspansiyonu içerisinde serbest halde bulunmaktadır.

Bu bilgiler ile birlikte CAL yani hücrelerden zenginleştirilmiş yağ dokusu; adiposit ve SVF'nin karıştırılması ile elde edilmektedir. Adipositler içerisine ASC'ler eklendiğinde, bu doku transfer edildiğinde yeni doku yerinde daha uzun ve sağlıklı kalmaktadır.

 


Kullanılmayacak yağ dokusu dondurularak ileride tekrar kullanılabilmektedir. Ancak dondurulmuş yağ dokusunun canlılığı ve uzun süreli etkililiği konusunda önemli tartışmalar vardır. Yağ dokusunun tekrar çözülmesi sonrasında adipositlerin canlı kalma yüzdesini iyileştirmek için yağ dokusunun dondurulmasında özel katkı maddeleri kullanılarak çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Ancak bu sürecin adipositlerde canlı kalma yüzdelerinde düşmelere neden olduğu bilinmektedir. Bu şekilde saklanarak tekrar yağ dokusu enjeksiyonu yapıldığında klinik etkinin yağ dokusundan çok fibröz doku gelişimine neden olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle yağ dokusunun alındıktan sonra saklanması önerilmemektedir. Uygulamalar tekrar gerektiriyorsa 6-12 ay aralıklarla tekrarlanmakta ve her seferde yeni yağ dokusu donor alandan alınmaktadır.


Yağ enjeksiyonu öncesi hasta değerlendirmesi ve görüşmesi son derece önemlidir. Hastadan uygulama gününden 2 hafta önce sigara içimini kesmesi istenmektedir. Bunun dışında aspirin, NSAI gibi ağrı kesicilerin kullanımı, uygulama ve sonrasında kanama ve morluklarda artışa neden olmaktadır. Bunlar 2 hafta öncesinde kesilmelidir.

Hastaya yağ transferinin nasıl yapılacağı, öncesi ve sonrası ile ilgili detaylı bilgi ve yazılı doküman verilmektedir. Hastaya yapılacak uygulama ile ilgili onam formu verilerek hasta ve uygulamayı yapan doktor tarafından imzalanmaktadır.

Yağ enjeksiyonu için yağın alınacağı bölge donör alan olarak tanımlanmaktadır. Donör alan seçiminde sıklıkla bel yan alanı, karın alt kısmı, uyluğun iç kısmı ve diz iç kısmı tercih edilmektedir. Donör alan seçimi son derece önemlidir. Donör alandan alınan yağ dokusu, alındığı anatomik alanın genetik olarak belirlenmiş yağ dokusu hafızasına sahiptir. Yani alınan yağ dokusundaki adipositler, vücudun neresine transfer edilirse edilsinler, yağ metabolizmasını ve yağın depolanmasını alındığı anatomik alanın özelliklerine göre devam ettirmektedir. Bu nedenle donör alan seçilirken diyet ve egzersizden etkilenmeyen anatomik alanlardaki yağ dokusu tercih edilmektedir. Bu alanlara "primer yağ depolanan anatomik alanlar" denilmektedir. Bu alanlarda cilt altı yüzeysel ve derin yağ dokusu tercih edilmektedir.

Vücudun farklı donör alanlardan alınan yağ dokusu 5 saat sonrasında değerlendirilmiş ve tüm alanlardan alınan yağ dokusunda adipositlerin aynı olduğu gözlenmiştir. Bu nedenle donör alan seçiminde bir öncelik olmadığı düşünülmektedir. Diz içi kısmını tercih edenler olmakla birlikte, karın alt kısmı ve uyluk iç kısmını daha fazla tercih edenler bulunmaktadır. Karın alt kısmı ve uylukta yağ dokusunda adipositlerde lipoprotein lipase seviyesi yüksek bulunmuştur. Bu enzim yüksekliğinin yağ dokusu transfer edildiğinde anoksiye (düşük oksijen ortamına) daha fazla dayandığı öne sürülmektedir.

Yağ greftini, belirli bir donör alan tercihi olmadan, klasik lipoaspirasyon yöntemleri kullanılarak alınmakta. Ancak daha sıklıkla kilo alıp verme ile değişkenlik (artış-azalma) göstermeyen vücut alanları hastaya sorularak belirlenmekte. Hastadan uygulama öncesi kilo almaktan kaçınması ve mümkünse biraz kilo vermesi istenmekte. Böylece hasta normal kilosuna dönerken greftlerde büyüyebilir. Sıklıkla belirgin yağ dokusu olmayan hastalardan yüksek volümde yağ dokusu elde edilmesi gerekebilir. Bu durumlarda büyük bir yüzey alanından ancak ince bir yağ katmanının alınması gerekmekte alanında kontur deformitesine neden olmadan).

Deri altı kalınlığı ölçümünde(pinch testi) 0.25 cm gibi düşük değerler bile ölçülse 1 el büyüklüğü bir alandan 200 x 0.25 cm 50 ml yağ dokusu alınabilir. Örneğin 45 kilo ve 150 cm boyunda hastada derin kalınlığı 0.25 cm diyelim. Bu hastanın üst uyluk bölgesinden(bu alan tahmini 5 el alanı) 50 x 5 ml 250 ml yağ alınabilir. Sağ ve sol 500 ml.

Yüz germe operasyonu sırasında boyun ve çene altında liposakşın yapılacaksa, alınan yağ dokusu yüze yağ enjeksiyonunda tercih edilmez. Yine karın bölgesi tercih edilmektedir. Donor alan seçiminden sonra alan hasta ayakta iken işaretlenmekte ve alanın sterilizasyonu ile hazırlığı yapılmakta.

Donor Alanının İşaretlenmesiDonor alandan yağ dokusunun alınması işlemi yağ hücrelerine-adipositlere en az zarar verecek şekilde az travmatik yapılmalıdır. Düşük basınçlı aspirasyon hatta aspirasyon yerine enjektör kullanımı ve künt uçlu kanül kullanımı konusunda ortak bir düşünceye varılmakla birlikte donor alan seçimi ve anestezi konusunda henüz ortak bir fikir birliği yoktur. alımı işlemi mutlak steril koşullarda yapılmalıdır.

Donor alandan yağ dokusunun alınması ağrılı olduğu için uygulama sırasında genel anestezi, sedasyon anestezi veya tümesent anestezi tercih edilebilmektedir.

Tümesent anestezi donor alana enjektör yada infiltrasyon pompaları ile uygulanmaktadır. İnfiltrasyon pompaları en çok tercih edilen yöntemlerdir. Tümesent solüsyonu ucunda bir çok deliğin olduğu, ucu künt 14-26 gauge çapında kanüller ile donor alana yağ dokusu içerisine sprey şeklinde bu pompalar ile ritmik olarak verilmektedir.

Uygulama sırasında genel anestezi, sedasyon anestezi veya tümesent anestezi tercih edilebilmektedir. Tümesent anestezi, donor alana enjektör ya da infiltrasyon pompaları ile uygulanmaktadır. İnfiltrasyon pompaları en çok tercih edilen yöntemlerdir. Tümesent solüsyonu, ucunda birçok deliğin olduğu, ucu künt 14-26 gauge çapında kanüller ile donor alana yağ dokusu içerisine sprey şeklinde bu pompalar ile ritmik olarak verilmektedir. Tümesent solüsyonu olarak birçok modifiye solüsyon kullanılmaktadır. Serum fizyolojik, Ringer laktat solüsyonu, %10'luk xylocaine, 0.07 ya da 0.05% adrenalin, bikarbonat karışımı tümesent solüsyonu olarak kullanılmaktadır. Tümesent solüsyonun donor alana ne kadar verileceği, ne kadar yağ dokusu alınacağı ile ilişkilidir. Genel basit yaklaşım "tümesent solüsyon miktarı : donor alandan alınacak yağ dokusu oranıdır." Bunun 1 : 1 ya da 2 : 1 olması istenmektedir.
Donor alanan tümesent solüsyonu infiltrasyonu sonrası anestezi için 10-30 dakika beklenmektedir.

Donör alandan yağ dokusunun alınmasında vakum cihazları, şırınga aspirasyonu ve yağ dokusunun çıkarılması gibi farklı teknikler kullanılmaktadır. Bunlar içerisinde en pratik kullanılan yöntem şırınga aspirasyonudur. Vakum cihazları ile yapılan aspirasyonlarda yüksek vakum kullanıldığında yağ dokusu hücrelerinin %90 üzerinde hasar gördüğü gösterilmiştir. Kanüle takılı 10 ml boş bir enjektörün yarattığı negatif basınç ile yağ dokusu toplanmaktadır.

yag_dokusunun_toplanmasi_02.jpg

Vücuttan yağ alınmasında 1.5 – 3 mm arasında çapları değişen uçları keskin olmayan, künt kanüller kullanılmaktadır. Sıklıkla 2-2.5 mm çaplı künt kanüller ve 10 ml'lik şırıngalar kullanılmaktadır. Yağ alımı öncesi enjektöre 1 ml kadar serum fizyolojik çekilmekte, bu kanül içerisini ve şırıngayı doldurmaktadır. Aspire edilen yağın hava ile temasını engellemektedir. Donör alanda kanülün giriş yerlerine lidokain ile lokal anestezi yapılmaktadır. Bu noktalara 0.5 cm küçük kesiler yapılarak kanüllerin girebileceği holler oluşturulmaktadır. Sonra kanül donör alana yağ dokusuna yerleştirilir, pistondan 1 ml çekilerek yaratılan negatif basınç ve kanülün yağ dokusunda ileri geri hareketleri ile yağ dokusu enjektöre aspire edilir. Dolduğunda tekrar 1 ml olacak şekilde pistondan çekilerek işlem tekrarlanır. Böylece 10 ml yağ dokusu aspire edilmektedir. Alınacak yağ dokusu aspirasyonunun ancak % 25'i yağ enjeksiyonunda kullanılabilecektir. Uygulama sırasında bir el ile donör alan üzerine konularak kanülün güvenli hareketi kontrol edilir. Bu işlemler steril koşullarda yapılmaktadır. Özellikle yağ dokusunun hava ile temasına izin verilmez. Donör alandan yağ alımı sırasında fazla negatif basınç uygulanmaz. Fazla basıncın uygulanması aspire edilen dokuda yağ hücrelerinin parçalanması ile trigliserid yoğunluğunda likit yağın ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Donor alandan yağ dokusunun aspirasyonunda kullanılan kanüller oldukça değişkendir. Yağ transferlerinde küçük yağ doku partiküllerinin elde edilmesi için özel bir kanül kullanılmaktadır. Bu kanüller üzerinde 1 mm çaplı çok sayıda holler bulunan ve bu hollerin kenarları hafif kanül yüzeyinden kabarık ve keskindir. Kanül donor alanda yağ dokusu içerisinde hareket halinde iken yağ dokusundan küçük yağ dokuları aspire edebilmektedir. Donor alandan alınan yağ partikülleri ne kadar küçük ise uygulandığında bu küçük yağ dokusu partikülleri doku ile o kadar geniş yüzeyde temas etmekte ve yeni kan damarlarının oluşumu daha zengin olmaktadır.

Yağın alınması sonrası şırıngalar normal yerçekimi etkisi altında özel konteynırlarda 10-30 dakika bekletilmektedir. Aspire edilen dokulara ait serum, tümesent sıvı, kan, yağ ve yağ dokusu farklı yoğunluklarda oldukları için bu süre içerisinde şırıngada ayrışmaktadır. Yağ dokusu kalacak şekilde diğer bölümler enjektörden uzaklaştırılır. Enjektörde kalan yağ dokusu serum fizyolojik ya da Ringer laktat ile dikkatlice yıkanmaktadır.

Yağ doku greftlerinin toplanması, hazırlanması ile ilgili çok sayıda teknikten bahsedilmekle. Ancak hiçbir yöntemin açıkça diğerlerinden üstün değildir. Basit düşük basınçlı lipoaspirasyon, santrifüjsüz bekletme yada minimum santrifüj ana temel yöntemler olmalıdır. Aspirasyon sırasında yağ doku hücreleri-adipositlerin mekanik hasarının azaltılması için düşük negatif basınç (300 mmHg) kullanılmakta.Yağ dokusunun aspirasyonu ve hazırlanması sırasında steril kapalı ortamlar kullanılmalıdır. Bu amaçla özel tek kullanımlık setler geliştirilmiş. Aşağıda kullanılan LipoGrafter® (mtfbiologics.org) seti gibi. 

Ancak daha ekonomik ve pratik bir set aşağıda tanımlanmıştır. Kanül lipoaspirasyon için dokuya yerleştirildikten sonra musluk sadece kanül ve 10 ml şırınga arasında açılır. Lipoaspirasyon yapıldıktan sonra musluk ara konnektöre yönlendirilerek toplanma ünitlerine aktarılır. Bu kapalı sistem ile sterilizasyonu sağlanırken, kontaminasyonu engellemekte ve uygulayıcıya zaman kazandırmakta. Bu sistemde 50 ml şırınga tercih edilmekte. 50 ml şırıngalar kullanıldığında çok düşük hızlarda 2-3 dakika santrifüjleme tercih edilmelidir.

Temelde bir kanül ile yağ dokusundan lipoaspirasyon yapılması körlemesine bir uygulamadır. Bu nedenle alımın homojen olmasından emin olmanın tek yolu çoklu deliklere sahip kanül kullanımıdır. Lipoaspirasyon sırasında kanül olarak ucunda çok sayıda delik (12 delik optimal sayı) içeren 2.7 mm çapında kanüller kullanılmakta. Bu kanüller 12 gauge ölçüsünde ve kanüller üzerindeki delikler 1 mm eninde ve 2 mm uzunluğundadır. Kanülde delik sayısı lipoaspirasyonda oluşan negatif basıncı etkilemekte. Örneğin tek delik olduğunda 750 mm Hg lik bir basınç oluşurken 12 delikte bu 250 mmHg düşmekte. 300 mmHg basınç lipoaspirasyonda yağ dokusuna en az hasar verebileceğimiz basınç anlamına gelmekte.

10 ml şırıngalarda yaratılabilecek negatif basınçlar aşağıda gösterilmekte.

yag_enjeksiyonu_transferi_prensipler_ilkeler_24.jpg

Kanülün deri altına girişi için deri üzerinde 14-gauge iğneler ile holler açılmakta. Bunlar iyileme sürecinde minimal skar dokusu bırakmakta. Birden fazla deri girişi kullanılarak(yağ dokusunun alındığı alanı çaprazlayan şekilde) yağ dokusu alımı alanda homojen olmakta. Lipoasprasyon için 10 ml ik luer lock şırıngalar kullanılmakta. Bunlar 10 ml işaretli olmakla birlikte geride 1.5 cm daha boşuk alan bulunmakta. Şırınga kanül ile dokuya yerleştikten sonra piston ucundaki sıvı sızdırmaz conta ile birleşim hizası bu boşluk sonuna gelene kadar çekilerek sabitlenmekte. 

Lipoaspirasyon manevraları sırasında pistonun bu noktada sabitlenmesi için özel aparatlar kullanılabilir. Ancak daha basit bir yöntem aşağıda gösterilmekte. 

Lipoaspirasyon ile alınan yağ doku süspansiyonu özel steril torbalara alınmakta. Bunlar bekletilerek aspirasyon süspansiyonundaki dokuların yer çekimi ile kendiliğinde ayrılması sağlanmakta. Lipoaspirasyon süspansiyonuna bir şey eklemenin veya çıkarmanın, filtrelerden geçirmenin herhangi bir klinik avantaj sağladığına dair çok az bilimsel kanıt bulunmakta. Bu nedene sadece yer çekimi etkisi ile ayrışan süspansiyonda yağ dokusu ayrılarak kullanılması önerilmekte. 

Lipoaspirasyon süspansiyonunun santrifüjden geçirilmesi düşük volümlü ve küçük alanlarda uygulamalarda(yüz gibi) yararlı olabilir. Ancak büyük hacimli uygulamalarda uygun değildir(adipositlerde hasar riski nedeni ile). Eğer yağ doku transferi yüz gibi küçük volümlerde uygulanacak ise 1200 g santrifüj ancak meme ve kalça gibi geniş yüzeylerde uygulanacak ise düşük 15 g santrifüj yeterli olacaktır. 1200 g santrifüjde elde edilen yağ dokusu aşağıdaki resimde olduğu gibi daha yoğun ve vizköz iken 15 g de daha bulamaç şeklindedir.

Sıklıkla santrifüj kullanılmaz yada 15 g santrifüj tercih edilmekte. Bunun nedenleri;

  • Yağ dokusunun bulamaç şeklinde olması göğüs ve kalça gibi alanlarda fazla volüm uygulamalarında yağ dokusunun doku içerisinde daha geniş bir alana dağılmasını sağlamakta.
  • Çok iyi ve homjen bir yağ dağılımı sağlanarak sağkalımı arttırılmakta.
  • 15 g santrifüjde yağ doku süspansiyonunda daha fazla plasma ve platelet bulunmakta. Bu daha fazla büyüme faktörü demek. Fazla santrifüj bunların oranını azaltmakta.
  • Transfer sırasında kullanılan daha dilüe yağ dokusu transfer edildiği dokuda daha fazla şişme sağlamakta. Spatula şeklindeki kanüller transfer edilecek dokuda fibröz bantların perforasyonunu sağlarken(rigotomy) bu perfore alanlara yerleşen yağ dokusu daha anlamlı olmakta.
  • 15 g santrifüj yağ süspansiyonunda daha fazla lidokain ve adrenain kalması anlamına gelmekte. Buda dokuya transfer sırasında ve rigottomi sırasında daha az ağrı ve kanam riski anlamına gelecektir.
  •  Az vizköz ve daha bulamaç bir yağ süspansiyonu daha kolay enjekte edilebilir.
  • 15-g santrafüj yağ dokusu için daha az travmatiktir.

Adres: Çakmak Erdem Hastahanesi, Alemdağ Cad. Sezer Sok. No: 3-5 Ümraniye - İstanbul
GSM: 0850 222 0 494
Bu sitedeki bilgiler doktor ya da eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sitedeki bilgi, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirme amaçlı olup, tanı ve tedaviye yönlendirme amaçlı değildir.

© 2026 Hakan Buzoğlu.
ByFlash Web Agency