- Gösterim: 2854
Yağ enjeksiyonunda amaç transfer edilecek en yoğun ve safa yakın yağ dokusunun elde edilmesidir. Bu amaçla farklı teknikler kullanılmaktadır. Ancak ortak fikir birliği işlemin yağ dokusuna zarar vermeyecek şekilde yapılması, minimal doku yıkaması, alınan yağ dokusunun en kısa sürede yeniden transferi, düşük hızda santrifüj uygulanması yada santrifüj uygulamaksızın yer çekiminin kullanılması ve yağ dokusuna PRP eklenmesidir.
Yağın alınması sonrası şırıngalar normal yerçekimi etkisi altında özel konteynırlarda 10-30 dakika bekletilmektedir. Aspire edilen dokulara ait serum, tümesent sıvı, kan, yağ ve yağ dokusu farklı yoğunluklarda oldukları için yer çekimi etkisi ile bu süre içerisinde şırıngada ayrışmaktadır. Üstte kalan yağ-lipid bölümü atılmakta diğer doku karışımı yağ transferinde kullanılmaktadır.Yağ dokusu kalacak şekilde diğer bölümler enjektörden uzaklaştırılır. Enjektörde kalan yağ dokusu serum fizyolojik ya da Ringer laktat ile dikkatlice yıkanmaktadır. Sonrasında 1000-3600 rpm'de 1-2 dakika santrifüj uygulanmaktadır. Santrifüj sonrası daha saf ve konsantre yağ dokusu elde edilmektedir. Elde edilen saf yağ dokusu alınan yağ dokusunun ancak %30-50'si olmaktadır. Yağ enjeksiyonun yapılacağı alan göre santrifüj standartları belirlenmektedir. Örneğin yağ transferi yüzde kullanılacak 1 dakika 2,000 rpm santrifüj uygulanmakta. Yüzde yağ kollajen transferi isteniyor ise 10 dakika 10.000 rpm santrifüj yapılmaktadır. Mikro yada nano yağ dokusu boyutları enjeksşiyonlarında 3 dakika 3,400 rpm santrifüj önerilirken göğüs, kalça gibi yüksek volüm yağ enjeksiyonlarında santrifüj önerilmemektedir.
Alınan yağ dokusunun santrifüjden geçirilmesi yağ dokusunun kolay ayrılmasını sağlamaktadır. Ancak bu işlem yağ hücrelerinin parçalanmasına neden olabilmektedir. Alınan yağ dokusu normal serum fizyolojik ile yıkanabilir. Ancak ne kadar manipülasyon yapılır ise o adar fazla yağ hücrelerinde hasar oluşabileceği unutulmamalıdır. En çok önerilen enjektörlerin özel stantlarda 5-6 dakika bekletilmesi ve yer çekimi ile doğal yarışmasının sağlanmasıdır. Bu yöntemde en alt kısımda tümesent sıvısı kalmakta üzerinde daha yoğun yağ dokusu oluşmaktadır. Eğer donor alandan doğru yöntemler ile yağ dokusu alındığında enjektörde daha yoğun yağ dokusu kalmaktadır.
Steril koşullar korunacak şekilde 10 ml şırıngada kalan bu safa yakın yağ dokusu teril 3 yollu musluk ile enjekte edilecek 1 ml lik şırıngalara aktarılmaktadır.
Donor alandan alınan yağ dokusunun hazırlık aşamasında ve yağın enjeksiyonunda farklı uygulamalarda görmekteyiz. Bunlar;
- Donor alanda ilk önce ucu künt 14-gauge kanüller ve 10 cc enjektörler ile lipoaspirasyon yapılmakta. Alım sırasında aspire edilen dokuda fazla serum gözlendiğinde belli bir süre beklenmekte. Eğer fazla kan varlığı gözlenir lipoaspirasyon doku düzelemi değiştirilir. Eğer saf yağ dokusu aspire edildi ise uygulamaya devam edilir.
- Transfer edilecek yağ dokusuna insülin eklenmesi; insülinin lipolizisi inhibe etmesi teorisinden yola çıkılarak geliştirilmiştir. Yapılan çalışmalarda insülin transfer edilen yağ dokusunun kalıcılığı konusunda herhangi bir etkinliğe sahip değildir. Bu nedenle günümüzde tercih edilmemektedir.
- Yağ dokusunun alınması sırasında özel filtreler kullanılabilmektedir. Bu filtreler yağın alınması sırasında daha saf yağ dokusu elde edilmesini sağlamaktadır.
- Yağ enjeksiyonunda özel enjektör tabancalarının kullanımı; bu özel geliştirilen enjektör tabancaları yağın daha kontrollü yapılmasını sağlamaktadır.
- Birçok çalışmada donor alandan yağın alınması, hazırlanması ve enjeksiyonu sırasında serbest albümin kullanımının adipositlerin korunmasında etkili olduğu gösterilmektedir. Yağın alınması, hazırlanması ve enjeksiyonunda hücreler hasarlanmakta ve yağ asitleri ortaya çıkmaktadır. Bunlar adipositleri hasarlandırabilmektedir. Ortama albümin konulduğunda bu yağ asitleri ile bir kompleks oluşturmakta, bu da adipositlerin hasarını azaltmaktadır. Bu amaçla tümesent sıvısına her 1000 ml'ye 12.5 g insan albümini ve alınan yağ dokusunun yıkanmasında kullanılan 1000 ml'lik sıvıya 18.5 g albümin kullanılması gerektiğini ifade etmektedir. Ya da en son yağ transferi öncesi her 60 ml saf yağ dokusuna 8.3 mL insan albümin konulması gerektiği önerilmektedir.
-
Son yıllarda otolog yağ grefteri hücre destekli yağ transferi; cell-assisted lipotransfer (CAL) olarak uygulanmaktadır. Burada amaç yağ dokusunu hücrelerden zenginleştirerek transfer sonrası yağ dokusunun kalıcılığını arttırmaktır. Yağ dokusu içerisinde adipositler dışında yağ dokusundan kaynaklanan kök hücrelerin varlığını biliyoruz. Bunlara adipose progenitor cells yada adipose derived stem cells (ASCs) denilmektedir. ASCs yağ dokusu desteğini sağlayan damarsal yapıdan kaynaklanan hücre guruplarından birisidir. Damar ve destek dokudan kaynaklanan hücre gurubuna stromal vascular fraction; SVF denilmektedir. SVF içerisinde sadece adipositler yok bunun dışında kan hücreleri olan eritrositler, lökositler, ASC ler ve adipos dokuda damarsal yapılardan kaynaklanan endoltel hücreler bulunmaktadır. Bunların SVF içerisinde oranları; 37% lokositler, 35% ASCs ve 15% damarsal endotel hücreler ve diğerleri gibi.
Fibroblastlara benzeyen ASC'ler kök hücre özellikleri ile yağ hücreleri olan adipositlere, kemik hücrelerine, kıkırdak hücrelerine, kas hücrelerine, kalp kas hücrelerine hatta sinir hücrelerine farklılaşabilmektedir. ASC'ler diğer mezenkimal kök hücrelerinden farklı olarak (kemik iliği kaynaklı mezenkimal kök hücrelerden ve dermal fibroblastlardan) daha yüksek oranlarda kök hücre ilişkili işaretleyici CD34 taşımaktadır.
Yağ dokusunda ASC'ler daha çok yağ dokusu içerisindeki damarsal yapılar çevresinde yer almaktadır. Liposuction sırasında bunlar, suction ile alınan doku süspansiyonu içerisinde serbest halde bulunmaktadır.
Bu bilgiler ile birlikte CAL yani hücrelerden zenginleştirilmiş yağ dokusu; adiposit ve SVF'nin karıştırılması ile elde edilmektedir. Adipositler içerisine ASC'ler eklendiğinde, bu doku transfer edildiğinde yeni doku yerinde daha uzun ve sağlıklı kalmaktadır.